BAKIŞ AÇIMIZA SAĞLIK

Sabah kalktığınızda sizde bugünün dünden farklı olması gerektiğini düşünüyor musunuz? Ya çevremize karşı bakış açımızı değiştirmenin ne denli önemli olduğunu? Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz Hayat Amacı – Gelecek Hayali – Değerler konusunu hayatımıza entegre etmek için bugün dünden farklı olmalı. Bakış açımızın sağlığı da burada çok önem taşıyor. Peki bakış açımız gerçekten ne kadar sağlıklı?

‘’Hayata veda etmiş bir din adamının mezar taşı üstünde yazılı olan bir yazıda;

“Genç ve özgür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul ettiremedim. Ve simdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim.  Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim.”

Hayat akarken değişim önce insanın kendisi ile başlar. Kendi hayatında bir fark yaratamayan başkalarında hayatında fark yaratamaz. Aslında başkalarına bir şeyler öğretmek yerine  bu noktada egomuzu bir kenara koyup aynayı kendimize çevirmemizin tam vakti.

Eğitmenliğe profesyonel anlamda adım attığım zaman katıldığım Eğitmen Uzmanlık Programında eğitim aldığımız hocamız şöyle bir soru sordu; -Yetişkin nasıl öğrenir? Sınıfta bulunan on üç kişi onlarca cevap verdik. Yazdık çizdik… Hocanın tespiti çok iyiydi ve halen o anki gibi aklımda;-Yetişkin kendi isterse öğrenir!

Bir şeyler öğrenmek istiyorsak, etrafımızdakilerin düşüncelerini değiştirmek istiyorsak bakış açımızı değiştirmeli, değişime kendimizden başlamalıyız. Karşımızdaki kişiye bir şeyler öğretmek ya da fikirlerimizi kabul ettirmek o istemediği, ihtiyacı olmadığı ve ikna olmadığı sürece değişmeyecek, öğrenmeye açık olmayacaktır. Atalarımız boşa dememiş ‘’Zorla güzellik olmaz’’ diye.

 Her insanın öğrenme ve öğretme biçimi farklıdır. Fakat anatomik olarak her insanın iki gözü, iki kulağı, bir burnu iki eli ve 2 ayağı vardır. Bazen bu konuda istisnalar olduğu gibi, sonradan da vücudumuzda istenmeyen değişimler olabiliyor. Fakat olmayan organlarımız gerçekten eksiklik mi acaba? Bu konuda ki bakış açısı da o kadar önemli ki!

10 yasındaki bir çocuğun en büyük hayali günün birinde çok iyi bir judocu olmaktır. Fakat talihsiz bir trafik kazası sonucu sol kolunu tamamen kaybeder. Hem çocuk hem de ailesi yıkılır. Ailesi, Japonların en ünlü Judo hocalarından birini çocuğun dileğini yerine getirmesi için tutarlar.

Hoca, çocuğa tek kolla yapabileceği yegane fırlatma hareketini öğretir. Gece gündüz çocukla beraber bu hareketi çalışırlar. Bir müddet sonra çocuk hareketi gayet iyi ve hızlı bir şekilde yapmaya başlar, fakat hocası çocuğa her gün saatler boyu aynı hareketi adeta ezberletir. Çocuk bu hareketten sıkılır ve yeni hareketler öğrenmek ister. Ancak hocası ona bu hareketi dünyada en hızlı yapana dek çalışmasını ve başka hareket öğretmeyeceğini söyler. Bir müddet sonra çocuk bu hareketi yıldırım hızıyla yapmaya alışır. Bunun üzerine hoca çocuğa artık bir turnuvaya katılma zamanının geldiğini söyler. Tek kollu judocu tek hareketle turnuvaya katılacak. Çocuk itiraz ettikçe hocası;

 – Merak etme, sen öğrendiğin yegane hareketi yap, yeter.

1. tur 2. tur derken çocuk turları birer birer rahatça geçer. En nihayet finale gelir, tek hareket bilgisi ile finale kadar gelen çocuğun finaldeki rakibi bölgenin en iyi judocusudur. Çocuk dev cüsseli rakibini görünce korkar. Hocası çocuğu sakinleştirir: – Evlat sen bu harekette dünyada teksin, kendi oyununu yap yeter. Çocuk rakibine kendi hareketini şimşek hızıyla uygular, rakip kalktıkça aynı hareketi yineler. İnanılır gibi değildir, çocuk tek kolla yaptığı tek hareket sayesinde şampiyon olmuştur. Çocuk çok sevinmiştir ve hocasına sorar; – Hocam inanamıyorum, ben nasıl oldu da şampiyon oldum? Hocası sakin bir ifade ile şöyle cevaplar; – Bu zaferin iki sırrı var oğlum; Birincisi judonun en güç hareketlerinden birini çok iyi yapabilmendir. İkincisi bu harekete karşı tek bir savunma vardır. O da hareketi yapanın sol kolunu tutmak!

Hayatın akışında eksik olduğumuzu düşündüklerimiz bizim en büyük avantajımız olabilir. Eksikliklerimize üzülmek yerine farklı bir bakış açısı daha yaratabilir, çok çalışarak istediklerimize ulaşabiliriz.

Etrafta çok gördüğümüz bir şey var. O bölümü bitiriyoruz, başka alanda yüksek lisans yapıyoruz. Bir işe giriyoruz. Oradan oraya derken etrafta çok gördüğümüz bir şey. İnsanlar Türkiye’de tarlanın 20 yerini 1 metre kazıyorlar. Sonra diyor ki adam; “Ben su bulamadım”. Dünyada bir yeri 20 metre kazan adamlar su buluyor. Aynı tarlanın bir yerini 20 metre kazmak gibi, daha lise çağlarından itibaren sanırım yapmamız gereken şeylerden birisi yeteneklerimizle yapacağımız işin çakışıp çakışmadığını görmek. Alanı iyi belirlemeliyiz ve alanımızda derine inmeliyiz. Ondan sonrası çok kolay olacaktır. Çünkü sıradan bilgi hiçbir değer getirmiyor, detay bilgi bize çok şey getirir.

‘’Bir fabrikada imalat hattındaki çok önemli olan ana makinalardan biri arızalanınca Fabrikada ki tüm üretim durdu. Mevcut teknisyenler makinayı çalıştırmak için çok uğraştılar, ancak ne yaptılarsa nafile bir türlü başaramadılar. Sonunda dışarıdan uzman çağardılar. Uzman gelip makinayı inceledi duruma baktı. Sonra çantasından çekiç çıkarttı. Elinde çekiçle makinaya yaklaştı makinanın belli bir noktasına elindeki çekiçle dikkatlice sert bir vuruş yaptı. Makina hemen çalışmaya başladı ve hiç bir arıza olmamış gibi devam etti. Fabrika tekrar harekete geçti. Uzman fabrikadan ayrıldıktan iki gün sonra fatura gönderdi: ´Hizmet bedeli karşılığı 1.000 Dolar´. Fabrika müdürü bu faturaya çok kızdı. Tepesi attı ve bir çekiç darbesi için bin doları çok buldu. Uzmandan ayrıntılı fatura göndermesini istedi. Uzmandan bir gün sonra aşağıdaki ayrıntılı fatura geldi. Makinaya çekiçle vurma bedeli 1…Dolar. Nereye vuracağını bilme bedel 999…Dolar. Toplam…1.000 Dolar’’ Alanımızda derinleşmek için hayatımız boyunca yapmamız gereken şey, bıkmadan usanmadan kendimizi geliştirmek, bu gelişmeleri davranış değişikliğine dönüştürmek ve olaylara farklı bir bakış açısıyla bakabilmek…

Tavuk Suyuna Çorba kitabında Jack CANFIELD hayatımızda O+T=S ( Olaylar+Tepkiler=Sonuç) karşılaştığımız olaylar karşısında verdiğimiz tepkilerin hayatımızı etkileyecek sonuçlar doğuracağını söylüyor. Her an yeni olaylarla karşılaşırız ve bakış açımızı değiştirip tepkilerimiz yönetebildiğimizde bugünümüzün dünden farklı olacağına inancım sonsuz. Bakış açımızın sağlığına burada çok ihtiyacımız oluyor ve bu sağlığa mümkün olan en üst düzeyde dikkat edelim. Ve bu nedenle ’’Bakış Açımıza Sağlık’’ diyelim.

Sevgiler