Kişisel Gelişim · 5 dk okuma

İstediğimiz Sorudan Başlayabilir miyiz?

Osman Can OZAN · Eğitmen / Koç

Basit kelimesini duyduğunuzda sizde canlandırdığı şey nedir?

Basit bir hayat,

Basit sorular,

Basit sınavlar,

Basit futbol,

Basit oyun,

Hatta basit iş...

Daha yüzlercesini yazabiliriz. Yaşamımızda her zaman basiti seçtiğimize dikkat ettiniz mi? Karşımıza çıkacak her zorluğun basit olmasını ya da basit bir şekilde çözüme kavuşmasını isteriz. İsteriz istemesine de hayatı ne kadar basitleştiriyoruz? Sorular sorular… Hayat bir sınavsa istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz peki?

Bir arkadaşım başından geçen bir hikayeyi anlatmıştı. Yıllardır tenis oynak istiyor. Hayat mücadelesinden fırsat yaratıp da başlayamıyor. Bulunduğu bölgede tenis kortu olmadığı için süreç uzuyor. Bir türlü olmuyor. Bir fırsatını bulup oturduğu bölgenin dışında bir tenis sahası buluyor. Kafasına koymuş bu oyunu öğrenecek. Hem zinde kalmak hem de sevdiği için. O denli istekli, gayretli… Lakin hayatta eline raket almışlığı yok. Bir Cumartesi günü sabahın erken saatinde gidip tenis kulübüne üye oluyor. Ertesi gün ilk antrenmanına çıkıyor. Heyecanlı. Raket elinde sahada yerini almak için hareketlendiği sırada hocaya soruyor; Bu işin püf noktası nedir hocam? Ne yapmalıyım? Nelere dikkat etmeliyim? Nasıl başarılı olurum? Aklından bir çok soru geçerken hoca bu zamana kadar duyduğum en basit en temel cümleyi kuruyor ve yerine ilerliyor; ‘’Fileye takma, dışarı atma’’

Hayır canım bu kadar basit olamaz dediğinizi duyar gibiyim. Aslında sorunun yanıtı ‘’Evet’’. Yani bu kadar basit.

Nasıl mı?

Raketinizle topa vurduğunuzda topu ‘’fileye takmadan’ rakip oyuncunuzun saha çizgileri içerisine dışarı atmadan düşürmelisiniz. İşte bu kadar basit. Değil mi? Burada önemli olan ise, bu basitliği ne kadar uzun süre sürdürebileceğiniz. Eğer rakip oyuncudan fazla sürdürürseniz çok ama çok basit bu teknikle tüm rakiplerinizi eleyip şampiyon olmanız kaçınılmaz değil mi?

Yaşamımız için de aynısı geçerli. Yaşam gerçekten basitliklerin bileşmesinden oluşuyor. İnsan beyni de yaratılış gereği yazımızın başında da belirttiğimiz gibi basit olanı seviyor ve kendini garantiye almak istiyor.

Örneğin; üniversite sınavına girdiğimizde soruların basit olmasını dileriz ya da okul çağlarında yazılı sınava girerken ‘’Hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?’’ sorusunun yanıtıdır aslında basit yaşamak. Çünkü bizim için en basit olan sorudan başlayacağız ve notumuzu garantileyeceğiz. Yani yine basiti seçeceğiz.

Nedendir bilinmez insan beyni bunu ne kadar isterse istesin insanoğlu zor olanı seçer. Hayatı zorlaştırmak, karamsar olmak, basit olan varken zor yoldan öğrenmek gibi uçuk istekleri olur. Ve bunda başarılı da olur. Peki bunun nedeni ne olabilir?

Ahmet Şerif İzgören ‘’Avucunuzdaki Kelebek’’ kitabında bunun nedenini basit şu üç ilkeyle açıklıyor;

Hayat Amacı,

Gelecek Hayali ve

Değerler...

Bu ilkeleri belirlemenin yeterli olacağından bahsediyor. Peki nasıl?

Hayat amacını ele alalım örneğin;

Benim yaşımda biri kalkıp size ‘’Hayatınızın amacı bu olmalı?’’ diyemez mesela. Herkesin hayat amacı farklıdır, farklı olması da gerekir. Yeter ki bir amacınız olsun. Hayat amacınızın olması sizi ve hayatınızı değerli kılar. Size basitlikler sunar. Burada bahsedilen on on beş cümlelik bir amaç değil. Bu bir cümledir, bilemediniz iki cümle ve herkes için farklıdır. Bu benim için doğru bilgiyi yaymak, bir diğeri için ülke topraklarının kaybını önlemek olabilir.

Anadolu’da anlatılan ve gerçek olduğunu düşündüğüm ve gerçek olduğuna yürekten inanmak istediğim bir hikaye var. Yavuz Sultan Selim oğlu Kanuni’ye iki mektup verir. ‘’Birini ben ölünce aç, ikincisini de beni defnettikten sonra açarsın’’ der. Vefat ettiğinde Kanuni ilk mektubu açar. Mektupta, ‘’ Oğul, senden tek bir isteğim var; beni çoraplarımla gömsünler, başka bir şey istemiyorum.’’ der. Kanuni, defin işlemi yapacak din görevlisinden bu vasiyeti gerçekleştirmek için izin ister. İmam tüm ısrarlara rağmen bunun imkansız olduğunu, dinimizde böyle bir şey olmadığını anlatır. Yavuz mecburen çorapsız defnedilir. Kanuni ikinci mektubu açtığında şu yazıyı görür; ‘’Bak oğul, bir çift çorap bile götüremedim.’’ Etrafımızda her şeyi para ve başarıya bağlayan bir sistem var. Oysa değerli olan doğru olan bir amaç uğrunda harcanan çabadır. Bizi tatmin edecek bir hayat amacı belirler ve elinizden geldiğince bu değer doğrultusunda hayalinize doğru yolculuk edersek, hayatımızı basitleştiririz.

Ya Gelecek Hayali?

‘’Hayallerinizin büyüklüğü geleceğe bakışınıza ve ufkunuzun genişliğine bağlıdır.’’

Köyün çobanına sormuşlar; Çok paran olsa ne yaparsın? Hep soğanın cücüğünü yerim demiş. İleride olacağımız yeri hallerimizin büyüklüğü ve sıra dışılığı belirler. Hedeflerinizden bahsetmiyorum. Yanında ki çobana sormuşlar Ee sen ne yapardın diye? ‘’bana yapacak bir şey bırakmadı ki’’ demiş.

Lütfen aklınızdan çıkarmayın. Hayalleriniz hedefleriniz değildir. Mutlaka ulaşmanız gerekmez. Simyacı kitabında Faslı kristal bardak satıcısı adamın bir hayali vardır. Bu hayali Kutsal toprakları, Mekke’yi görmektir. Simyacıyı işe aldıktan sonra işleri o kadar iyi olur ki kitabın sonlarına doğru kutsal topraklara gidebilecek kadar para biriktirmiştir ve müthiş üzülmüştür. Çünkü hayali bitmiştir...

İnsan hep hayal ettiği müddetçe yaşar demişler ya, belki de kristal bardak satıcısı Simyacıyı işe almamalıydı değil mi?

Ve Değerlerimiz,

‘’Değerlerimiz kararlarımızı etkilediği kadar algımızı da etkiler ve dünyayı anlama şeklimiz değiştirir. Bireysel değerlerin dışında ortak değerlerimiz varsa bir aile oluruz ortak değerlerimiz yoksa bir aile olmamız çok zor.

Dört yıl kadar önce ‘’Benim hayat ile ilgili değerlerim ne?’’ diye çok düşündüm ve onları belirledim. Değerlerimiz belliyse karar vermemiz o kadar kolaylaşmaya başlar. Değerlerimizi belirlemek benliğimizi fark etmemizi sağlar.

‘’Tutku – Açlık – Alçakgönüllü olmak’’ benim belirlediğim değerlerim.

‘’ Yavru deve annesine sormuş; anne bizim neden hörgücümüz var? Çöl sıcağında susuzluğa dayanabilmek için. Anne bizim toynaklarımız neden bu kadar geniş? Çölde ayaklarımız kuma batmasın diye. Anne bizim boynumuz neden bu kadar uzun? Çölde uzaktan gelebilecek tehlikeleri daha önceden fark edebilmek için. Peki anne Allah aşkına bizim Medrano sirkinde ne işimiz var? Bu ülke yetenekleriyle alakası olmayan işlerde çalışan mutsuz insanlarla dolu.

Ben tutku ile bağlandığım açlığını hissettiğim işi yapıyorum ve değerlerimin başında Alçakgönüllü olmak geliyor.

Hayatı basite indirgedim. Basit düşündüm ve basit bir cümleye sığdırdım. Hayatı tenis oynuyormuşçasına yaşıyorum ve bu tekniği diğer oyunculardan daha çok sürdürüyorum. Yani ‘’ Fileye takmıyor, dışarı atmıyorum’’

Bu yazının son satırlarına kadar okumuşsanız sizde o güç var ve geç kalmamışsınız demektir. Amacınızı belirleyin, gelecek hayaliniz tekrar düşünün ve değerlerinizi hatırlayın. Bahsettiğimiz bu ilkeler bizim içimizde zaten var. Sadece unutuldular ve artık gün yüzen çıkmayı bekliyorlar. Hayatımızı basitleştirmek için oradalar ve ‘’Evet’’ İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. Daha ne duruyorsunuz öyleyse?

← Tüm makalelerSonraki: Bakış Açımıza Sağlık →